DÜN - ÖYKÜ - Tan / 9/3/2009
 766

DÜN

DÜN
Seçkin GÜNDÜZ



Isigi hiç söndürülmeyen oda. Gece gündüz yanan ciliz ampul. Günlerdir açilmayan, açilmasi unutulan perdeler. Tek parçali izlenimi veren sik büzgülü perde tavandan yere... Disarida yagmur. Saganaga dönüstügü sesinden belli. Odanin birden aydinlanmasi, yeterince kararmadan birkaç kez üst üste, güçlenerek aydinlanmasi. Ardindan gürüldeyerek gelen karanlik. Kulaklari zonklatan, camlari titrestiren gök gürültüsü.

Ister istemez yorgani açtim. Duvardan duvara uzanan kalin perdede gezindi gözlerim. Kivrimlarindan hangisi açilma yeriydi? Bulmakla yetinmedim. Elimi yataga bastirinca daha kolay dogruldum. Kimsenin yardimi olmadan karyoladan inecektim. Indim de. Üstelik yürüdüm. Odayi yarilamak üzereydim. Solugum siklasir gibi olmustu, durdum. Yürek atislarim dinmeli, dinlenmeliydim. Sirtimi diklestirdim. Basimi iyice yukariya kaldirdigim an gözlerim kamasti. Yummadan önce okudum: 7,5 vat. Yürüyüp geçtim. Adimlarimi beklenilenden çabuk atabiliyordum. Ampulden uzaklasmam, hizlanmam hosuma gitmisti. Savrulun perdeler, geliyorum. Yarin sabah da açmayi unutabilirler, ben sizi simdiden kendi ellerimle—Açilmisçasina aydinlandi. Pes pese güçlü çakislar. Gökyüzü çatliyor bu gece. Yetisemedim. Pencereye ulastigimda bir daha çak. Dayan bacaklarim. Az önce güçlenmistiniz, ne oldu! Tülü, perdeyi iki yana, sonuna dek açacagiz. Siklas adimlarim. Haydi, durma; beni pencereye, cama götür.

Perdeyi aralar aralamaz gözlerim göründü. Görünce dayanamadim, gülümsedim. Canlanip isildadilar. Burnum, dudaklarim gölgeli. Çenem yansimamis. Kulaklarim kesik, yok gibi. Oysa boynum, omuz baslarim... Pijamanin yakasi, cebi, sökügü bile çizgisi çizgisine görünüyor. Dügmelerimi yanlis ilikledigimi ilk bakista anlamis, önemsememistim. Bir elimle düzeltirken, bir elimle de kapanmasin diye perdeyi tutuyordum. Ne kalin, ne agir kadife!

Iste simsek. Gözlerimle tanik oluyorum. Çatalli simsek. Odamin aydinlanma nedeni. Seslerin kaynagi, olusumu. Aksamin geç saatlerinde oldugumu bilmesem derim ki gökyüzü agarmaya yüz tuttu. Derim ki surasi tanyeri. Tanyerinde bulutlar belirginlesti. Zikzak çizerek kirildikça kirilan yildirim isik saçarak sanki düsecek yer aradi. Bir sonraki çakisa dek kararan gökyüzü patladi patlayacak. Kulaklarimi zorluyor. Karanlikla birlikte karyola camdaki yerini aldi. Kocamandin, cama sigmak için mi küçüldün!

— Dede... Dede...

Yillarin karyolasi. Iyi dayandi. Oymalarinda kurt yenigi olsa da... Neyse ki buradan belli olmuyor. Basucundaki sürahiyi birakmamis, cama tasimis. Bardaga uzanan el. Camda titrek bir el. Sürahiyi kulpundan... Yastigi sirtina yerlestirmelisin. Iyice dikelmelisin. Su içerken hep böyle yapardin, nine, unuttun mu? Basimi gögsüne yasladigimi görüyorum. Sicak, yumusak pazen. Naftalin kokusu sinmis. Doyasiya içime çekiyorum. Sicakliginla, kokunla yetinilmiyor. Yüzünü görmek için basimi kaldiracak oluyorum, saçimi oksayarak önlüyorsun. Bir daha deniyorum. Niçin izin vermiyorsun? Ellerini iyice bastiriyor. Dogrulamiyorum. Azicik kolaylastir, gözlerini göster. Yüzünü canlandiramiyorum nine. Konus... Sorularimdan kolay kolay usanmaz, böyle susmazdin. Kizmis olsan da dayanamaz, bagirarak yanitlardin; kizdinsa bagir. Sorularim tükenmedi, çogaldi. Bilmezlikten gelme. Hiç degilse içlerinden birini yanitla.

— Dede... Dede...

Su an çakmasa. Sakin aydinlanma. Yitip gitme sevgi kaliti karyola... Perdeyi azicik daha açsam. Ayakucu yansimamis. Ister öfkelen, ister gül nine; sana desem ki— Bekleyemedin! Çak bakalim, çak... Akkordan kamçilar ates saçtikça insanin gözleri kamasiyor. Saklayan kirbacin sesi daha su an ulasti. Gürle, doyasiya gürle. Sonra çabucak yine karar. Camdaki yerini al ani dolu, ince uzun karyola.

— Dede... Dede...


Kizgin tuglalarin yorganin altinda mi; görünmüyor? Sogudu da yine degistirmeyi mi unuttular, nine? ‘Savsaklar!’ dedigini onlara söylemem, sen de odana girdigimi söyleme. Gelmem hosuna gidiyor, biliyorum. Kizarlarsa kizsinlar her gece gizlice gelecegim. Hiç konusmuyorsun bu gece. Dur, perdeyi ben açarim. Ne oldu birden, kizmis gibisin? Perdeye bakisindan açmami istiyorsun sanmistim. Sen kalkmayasin, yorulmayasin diye. Dogruldugunu görünce dayanamadim. Üstelik tam sorumu yanitlamak üzereydin. Söyle nine, her seyi sen, sen biliyorsun. Küstün mü yoksa? Bilsem açmazdim. Sürahiye uzanacagini düsünemedim. Yoksa kosup bardagini tutardim. Isik yetmiyordu. Sandim ki perdeyi açarsam sen... Bagisla ne olur. Kizma, söylenme artik. ‘Savsak,’ demeyesin diye perdeye kostum. Yanilmisim iste. Bilsem açmazdim. Inan açmazdim. Baksana, küçücük yatak. Gör iste, bombos. Yazik. Çaksa da bos, çakmasa da.

— Dede... Dede...

Kadifeyi, tülü güçlükle aralayan ellerim yillara mi uzanmaya yelteniyor? Durup dururken ne oldu bana! Güçlenmis gibiyim. Istek doluyum. Yerimde duramiyorum. Neredeyse pencereyi de açip... Oysa... Evet, cam sanki karanligin içeriye süzülmesini önlüyor. Istemiyorum yildirimlarla aydinlanan karanlik seni. Ya hep aydinlik, ya hep — Yine aydinlik, yine aydinlik... Yataktan hiç çikmasa miydim?

— Lay lay laay!.. Lay lay laay!..

Tam sirasi. Yagmur dinmisken açsam. Karanligin içeriye dolmasi gülünç bir benzetme. Peki ya görüntüler... Iste güçsüzlügüm. Simsekle yok olsalar da cama yansiyan görüntüler. Iste düskünlügüm. Kiyilamaz, cayilamaz. Üstelik su an tam ben onu—Gülümseyerek nineme göz kirptim. Masala baslamasi için sikça basvurdugum yöntemdi. Son günlerin bulusu. Bu sessiz gösteri sizlanmaktan etkindi. Simdi geçerliligini mi yitirdi ne! Niçin baslamiyor! Gülümseyerek göz kirpar, yani basina çagirirdi. Görmemis olmali. Bir daha mi kirpsam? Göz kirpip gülümsedi de ben mi islak camdan göremedim. Disarisi aydinlandikça görünmüyor. Kim bilir, belki 0 da tam o an?.. Disariya bakmaktan, bakarak seni düsünmekten usandim. Anlatsin istiyorum, anlattiracagim. Içeriye döndüm. Gözlerimi gözlerinden ayirmayacaktim. Ayaklarimin ucunda yükseldikçe omuz baslarim soguk cama degiyor; büyüdügümü, uzadigimi düslüyordum. Oysa masal benim bu saplantili özlemimden önemliydi. Ne yapip yapip baslatmaliydim. Simarikça gerinerek göz kirptim. Yanina çagirmadi. Dayanamayip sordum: “Gökyüzünde niçin yildiz yok?” Amaçsizca sormustum. Yanit beklemiyordum. Yeter ki konusmaya baslasin.

“Dalgali denizde sandal olur mu?” diye güldü. Basarmasina basarmistim. Ancak sorumun yaniti mi, yanitlamam gereken bir soru muydu bu? Anlasilan masal anlatmaya istekli degil bu gece. Beklemedigim seyler söyleyerek beni oyaliyor. Yastigi sirtina yerlestirirken gönlümü alircasina gülümsedi. Somurtmayi sürdürdüm. Pazeninin kollarini yukariya çekip büzgülerini düzeltti. Saskinligimin geçmesini mi bekliyor? Sürahiye uzanacak oldu. Kosup bardagi tutsam, masala baslar mi? Ya yine anlayamayacagim seyler söylerse? Küstügümü sansin diye kaslarimi çattim. Gözlerimi gözlerinden kaçiriyor; tavana, ampule bakiyordum. Yoksa çekip gitmeli miydim? Gidemiyorum. Odadan ayrilamayacak denli seni seviyorum.

“Yildizlar, yildizlar...” diye ninem bozdu sessizligi.

“Evet, nine yildizlar,” dedim. Cosmustum. Hani duygularimi gizleyecektim!

Iç çekerek söze basladiginda masallarin en güzeli gelirdi, biliyordum. Kasilmanin, oyalanmanin sirasi mi? “Evet nine,” diye üsteledim. Istekli görünmemeye çabaliyordum. Becerememistim? Becerememistim, degil mi nine, becerememistim.

“Firtinali gecenin sabahi dingin; aksami yildizli, durudur.” Derin bir soluk alip gülümsedi: “Ama gecesi...”

“Gecesi nasildir, nine?” diye atildim. “Söyle gecesi nasildir?”

“Uçusan yildizlari gördün mü hiç? Gözlerimi ayirmazdim onlardan. Biri düsse de bir seyler dilesem diye...”

“Neler nine?”

“Yildiz kayarken ne dilenirse olur da ondan!! Gel, yildizlarin dogusunu bekleyelim.”

“Beklemesine bekleyelim de biri kayarsa ne dileyeceksin nine, söyle?”

“Erisilmesi kolay, gerçeklesmesi kesin bir sey.”

“Ne, nine? Küserim söyle. Daha önce zor seyler mi dilemistin? Hepsi gerçeklesti mi?”

“Anlattim ya. Sürekli anlattim. O masallari sen nereden buldugumu saniyorsun! Haydi, söz dinle simdi. Pencerenin önüne geçelim. Isigi söndürüp sandalyeyi camin önüne çekiver. Içerisi karanlik olursa yildizlar daha parlak görünür. Sonra da gelip ninenin dizlerine—”

“Dalgali denizde sandal olmaz ki nine.”

“Sandal degil yildiz! yildiz! Yildizlari bekleyecegiz.”

Gözleri bugulanmisti Yanaklarini o denli al görmemistim. Bakislarindan korktum. Isigi söndürdüm. Sandalyeyi pencereye dogru itelerken, kizilacak bir sey söylememis oldugumu düsünüyordum. Üstelik sevinecegini sanmistim. ‘Ne güzel ögrenmissin,’ demesini beklerken. Kendisi söylerken iyi de ben söyleyince mi suç oluyor! Inan olsun artik nineme küsecegim. Oysa elimde degil, seni seviyorum. Kaç kez denedim; küsemiyorum, küsemedim. Oldum olasi naftalin kokusunu sevmemden belli degil mi?

Gözlerimi yildizlardan ayirmadim o gece. Ninemin dilegini ögrenecektim. Isteyecek baska bir seyim yoktu. Gün boyu düsünmüs, dogru dürüst bir sey bulamamistim. Ne top, ne topaç, ne uçurtma. Aksam yemeginde bulduklarimi da begenmemistim. Bir an için bisiklete isteklendigim dogru, ancak çabucak caydigim da dogru. Erkenden odama geçip baska ne dileyebilirim diye düsünmüs, düsünmüstüm. Ninemin dilegini ögrenmek günes gözlügünden, kol saatinden baskin çikiyordu. Ne dilemisti? Ne degil, neler? Ilki neydi? Dilediginde kaç yasindaydi? Bir bir ögrenmeliydim.

Gün agarana, yildizlar solana dek kaymalarini bekleyecektim. Gözlerimi kirpmadan… Ninemin gizlerine ancak böyle erisebilirdim. Her kayan yildiza bir dilek… Her birinden ninemin bir dilegi... Ilk dilegim ise onun bu gece ilk dileyecegi... Daha sonrakilerden de ninemin daha önceki dilekleri. Geçmise dogru, bir bir, sirasiyla. Sonra da bu gecekiler, ileriye dogru… Ögrenmenin kestirme yolunu bulmusken bol bol kayin yildizlar. Bilmedigim bir sey kalmasin.

Utaniyordum. Yalan söylemeye denk, agir bir suç mu islemek üzereydim? Giz çalan hirsiz mi olacagim bir gecede? Anlasilmasina anlasilmayacak ama gözle görünmeyen bu suç görünenlerden ya çok daha agirsa?! Yabanci birinin gizi degil ki diye avundum. Ninem, o benim biricik ninem. Üstelik ögreneceklerimi kesinlikle açiklamayacaktim. Ne anneme, ne babama , ne de oynarken arkadaslarima. Kimseye söylemeyecegime pencere önünde söz verdim. Kendi kendime verdigim ilk söz. Bu olayi sonsuza dek gizleyecektim. Sonsuz... Anlamini kestiremedigim bu sözcügü o aksam ilk kez kullanmis, bir daha da kullanmamistim. Yildizlari beklerken bir yandan yakariyordum. Ilk yakaris: Dilerim ayip degil, dilerim suç degildir. Yürek atislarimi hizlandiran kaçinilmaz bir korku: Ya anlasilirsa!

Bir yildiz kaymisti o gece. Ninemin yildizi... Parmagiyla gösterdigi. ‘Bak; içlerinde en parlak olani, kocamani, hiç kipirdamaz,’ dedigi.

Suç mudur, ayip midir, derken; yildizlarin dogusunu utanç karismis duygularla beklerken uyuyakalmisim; yazik. Gözlerimi açtigimda gökyüzü masmaviydi. Sanki hiç yagmamis, hiç esmemis... Kizdim; parildayan günese, dingin güne. Oysa az sonra evdekilere daha çok içerleyecekmisim. Kosar adim odaya daldigimda karyola bostu. Öglene dek beni sandalyede, basi cama yasli nasil biraktiniz? Niçin uyandirmadiniz? Ayakucundaki tuglayi kucakladim. Sarildim, basimi yasladim. Soguktu, ilinana dek yanagimi çekemedim.

O günden sonra gökyüzünde olmak, yildiz olmak istedim. Öyle nineminki gibi degil. Düsmeyen, kaymayan bir yildiz. Yillar geçti yildizlarda. Ne benim oldu dilegim ne de ninemin olmustu. Yo, onunki olmustu. ‘Benim uzandigima sakin elini sürme,’ derdi. ‘Uzakta onlar, dokunulmaz ki dedigimde göz kirpar gülümserdi. Son dilegin, yalnizca son dilegin gerçeklesti nine. Beklemekten usanmistin. Bütün gizleri biliyor olmalisin. Bir bir sormak istiyor çokbilmis geçinen torunun. Ölüler de istek duyar mi? Dilekte bulunur mu? Suskunluklari gerçek midir, sürekli midir? Basimi dizine yaslasam da seni yine öyle dinlesem. Yorgunum... Yanitlar nerede, yildizlarda mi? Sormaktan usandim. Su an bilmek istedigim tek bir sey var, hiç degilse onu… Yanitini almadan bil ki suradan suraya kipirdamam. Desem ki nine, desem ki... Off, inan bir tane de degil, sorular sorulari çagristiriyor, çogaltiyor. Yanitlar zikzak çizerek kiriliyor, sönüyor. Bilinmezler bilinenlerden öyle çok ki... Söyle; bilinmezler bilinemeyecek mi? Hiçbir kosulda?.. Hiçbir sekilde?.. Bilinemeyecekleri kesin mi?

— Lay, lay lay... Dedecigim, lay lay lay...

Simdi de yildizlarla oynuyor musun, nine? Güçleri yine yetiyor mu seni avutmaya? Söylemememi istiyorsan kimseye söylemem, söz. Yeter ki anlat. Yanitlar nedense hep erisemeyecegim uzaklikta. Yakinimda, çok yaklastim da uzanmaya mi gücüm yetmiyor? Yetiyor da ben mi dokunmak istemiyorum? Adlandiramadigim bir duygu; dokunma! isteme! üsteleme! diyor. Bunu dedirten olsa olsa korku. Oysa bilmemek, bilememek de beni korkutuyor. Ögrenmenin yolu ölümden mi geçiyor? Bedeli ufacik gövden, kurtlu kemiklerin mi nine? Giz çalmanin ayibini, suçunu artik önemsemiyorum. Bir çalabilsem, ama simdiden çalabilsem, diriyken… Ama bilememenin tedirginligiyle yasamaktansa... Düsünüp de çözememek... Bilinmeyenleri düsünmenin uyandirdigi duyguya sürekli katlanmaktansa... Bedelini ödemek için istekle ölürüm, diyordum. Oysa gizlerin böyle çözülecegine inansam. Söyle nine, çözüm yolu bu mu? Yine aldanmayalim. Yillarca yildizlar aldatti seni. Göz göre göre beni de aldatti, aldatiyor. Hiç degilse bu aksam, bundan böyle… Gökyüzünde çok sey yitirdik. Ölümsüz sanip özendigimiz yildizlardan dilenirdik, animsa. onlardan ne bekliyorduk? Yasam mi, ölüm mü? Dogsun diye beklerken, kaysin diye beklerken; umutlarimiz dogdu, umutlarimiz söndü. Dileklerimizin gününü, saatini mi ayarlayamadik, nine? Ya firtinadan önce, ya firtinadan sonra duyurabilirdik belki sesimizi? Oysa biz... Evet, biz kalktik... Tam... Çigliklarimizi aninda gök gürültüleri susturdu. Kosullari kollayamadik!

— Dede... Dee dee ciiim...

Isik yiliyla yasamak isteyecek denli açgözlü degildik. Ancak, bilinmeyenlerin gün be gün bilinene dönüstügünü gördükçe seviniyor; her seyin bilinebilecegi bir güne ulasilacagini düsledikçe, yasam süremizin buna yetmeyecegine yeriniyorduk. Yalnizca yeriniyorduk. Süre isteyecek denli gerçeklerden kopmamistik. Yildizlara artik kuskuyla bakiyorduk. Isiklari güçlenince etkinlikleri beklentilerimizin dogrultusunda olmuyordu.

—Dede... Dede... Lay li li lay lay…

Dileklerimizden bir bir caymistik. Yakinsak da, atip tutsak da yasamayi seviyorduk. Umutlarimizin dogusuna, yok olusuna gocunmaz olmustuk. Kayan, bizden isik yili uzakligindaki bir yi1diz; ölen, yalnizca umutlarimiz diyor, gücümüzü yine de yitirmiyorduk. Umutlanmadan yasamaya gün geçtikçe alismistik. Tam alismistik, nine… Her seyin isik hiziyla düne sigacagini nedense hiç düsünememisiz. Her sey isik hiziyla dün… Öncesiz bir dün... Beklentilerimden cayarim da bugünden cayamam. Bugünü birakmam. Yetiniyorum, ayrilmam nine. Bugünüm de dünlesmeli. Bilmediklerim varsin bilinmez kalsin, bilinemesin. Bilememenin yarattigi korkuyla yasamanin güçlügünü küçümsemiyorum ama karar vermeliyim. Seçenekler kol saati, bisiklet, günes gözlügü degil… Dört elle birinden birine saril; saril, birakma. Ya yasama, ya ölüme... Ikisinden biri baskin çiksin. Saril… Saril yildizci ninenin çokbilmis sevgili torunu.

— Dede

— Sen misin bir tanem...

— Deminden beri sesleniyorum. Sarkimi da mi duymadin?

— Duydum, dinliyordum.

— Dönüp bakmadin. Küstüm iste.

— Dedelere küsülmez.

— Ne güzel gizlenmistim. Yorganin altindan çikip korkutacaktim. Yataga gelmeyince dayanamadim, seslendim.

— Orada oldugunu biliyordum. Oyun olsun diye görmezlikten gelip ben seni sasirttim.

— Hiii... Gücendim ama.

— Büyüklere gücenilmez, demedim mi?

—Yatagina girdigime kizmiyorsun degil mi, dede?

— Kizmiyorum.

— Annemlere de söyleme.

—Söylemem.

— Ampulün altinda demincek ne yapiyordun öyle?

—?!!

— Ayaklarinin ucunda azicik daha yükselseydin, belki kolunu azicik daha kaldirsaydin—Ben de erisemiyorum, bos ver dede.

— O nasil söz öyle! Yakistiramadim. Üstelik eristim.

— Ben sandalyeye çiksam da yetisemem, degil mi, dede?

— Bos ver simdi ampulü.

— Sen de dedin, sen de dedin. Lay lay lay... Ben de sana yakistiramadim.

— Dedeler der.

— Dedeler der, dedelere küsülmez. Dedeler de hiç kizmaz.

— Kizmaz. Hiç kizmaz yavrum. Artik yatagimdan çik. Kizmam dedimse…

— Çikiyorum. Bir sandalye alip geliyorum. Yine yildizlara bakalim.

— Yarin baksak?

— Dün de bakmamistik! N ’olur dede, n’olur. Geldim iste. Ben onlari çok seviyorum.

Kaymasalar bile beklemek hosuma gidiyor. Bak bak, hiç sikilmiyorum.

— Konussak ya?

—Bakarak, bekleyerek konusuruz. Gördün mü dede, bir tane bile yok!..

— Daha erken.

— Olmaz dede, bu gece yildiz olmaz! Ne yapacagiz simdi!

— Olur, olur.

— Olmaz dede, olmaz. Böyle gecede yildiz mildiz olmaz. Unuttun mu, sen! demistin.

— Demistim yavrum, ben demistim. Bana da demislerdi. Üzülme geceye daha çok var.

— Yemek yedikten sonra gece oluyor, biliyorum.

— Evet, su an aksam.

— Ögleni karistiriyorum. Uyandigimda sabah. Babam döndügünde aksam. Yatinca gece. Nedense ögleni hep—

— Ögrendin bile. Tasalanma. Daha önünde upuzun—

— Ne güzel dedecigim, sen her seyi biliyorsun. Ben de senin yasina gelince her seyi, ama her seyi—Yildizlar yaslanmaz, degil mi? Ben geçenlerde öyle bir sey diledim ki! Bil bakalim? Yaa? Bilemezsin. Lay Lay Lay...

— Istersen , bu gece yildizlari unutalim.

— Olmaz dede, ne olursun bekleyelim. Tam oyuncak isteyecekken—

— Ben sana onu yarin alirim.

— Sokaga çikmazsin, kandirma. Üstelik ne istedigimi daha söylemedim ki ?!

— Çikarim. Çikacagim. Sen dedeni ne sandin! Oyuncagini da sip diye bildim.

— Bilmedigin, alamayacagin bir sey bulayim öyleyse. Off… Çabucak da olmuyor ki! Sen buldun mu, dede? Kendin için...

— Görmüyor musun, gökyüzü bombos! Bu gece yildiz mildiz yok, olmaz.

— Daha erken dede. Az sonra her yeri dolduracaklar. Bir de bol bol kaysalar...

— Ah, benim biricik yavrum. Yarin sokaga çikmisken sana baska bir sey daha alayim. Buldunsa ikinci dilegini söyle, onu da alalim. Bisiklet miydi yoksa? Hiii?.. Üç tekerlekli mi olsun? Ya da iki tekerlekli olup da hani iki yaninda —

— Çok güzel bir sey buldum, beklemeliyiz dede! Çarsidan alinacak gibi degil. Büyüyecegim, büyüyecegim; çabucak büyüyüp öylece kalacagim. Tam senin yasina gelmeden yani. Yildiz çikmazsa bu gece! Çikan da kaymazsa, ben ne yaparim, dede!

— Çikar, üzülme çikar. Bugün çikmazsa yarin çikar. Hiç degilse çikana dek bas basa konusalim.

— Konusalim dede, sustukça yildizlari beklemek güçlesiyor. Sessizlik geciktiriyor. Nerede kaldilar? Bir an önce çiksalar ya... Su an bambaska bir sey buldum, tam su an! Sakin sorma, söylemem. Nerede kaldilar! Haydi, çabuk çabuk çikin artik! Çikana dek gün agarmasin ama ne olur agarmasin. Daha önce böyle bir sey mi dileseydim yoksa? Konus dede. Bir yandan konus. Sustukça; dedim ya çikmalari gecikiyor.

Konustum. Yalin sözcükler seçerek. Siradan, ama yine de ilgi duyacagini sandigim seylerden söz ettim. Çok sürmedi, gökyüzüne dolayli bir sekilde yaklasmistim. Artik yildizlara deginebilirdim. onlarin gizemli gücünü çürütmek boynumun borcu. Gözlerini gökyüzünden bir an olsun ayirmiyordu. Öpmek için yüzünü çevirecek oldum, yanagini kaçirip gözlerini gökyüzüne yine oraya dikti. Anlattiklarimi dinlemiyor, belki de duymuyordu. Gökyüzünün alimina kapilmisti. Sorsun istiyordum, istedigini sorsun. Bildiklerimi, her seyin dogrusunu söyleyecektim. Bilmiyorsam da açikça , ‘Bilmiyorum yavrum, ben de bilmiyorum,’ diyecektim. Susuyor. ona ne oldu bu aksam? Sürekli sorardi ; bilsem de bilmesem de duraksamadan yanitlardim. Gerçekleri saptirmamaya özen göstermissem de arada bir sakinmadan yalana da basvurdugum olmustu. Çocuksu sorularini bile yanitlarken kimi kez gerçekleri sisler, süslerdim. Kolay gözükse de karmasik; kandirmacalarima son vermeyi göze alamadigim öyle sorular bulurdu ki! Iste onlarda dilim çözülüyor, büsbütün cosuyordum. Anlattiklarimda düssel özlemlerimi, gerçeklesmesi olanaksiz beklentilerimi mi dile getiriyordum! Olur olmaz, gerçekdisi birçok seyi; üstelik irdelemesini önleyerek toy beynine sokusturdum! Bilgiçlik taslayarak. Kuskulandirmadan. Isin sasilacak yani, bilmediklerimi bilir gibi aktarirken daha inandiriciydim. Kolay kanmasindan, yasindan yararlandim. Yanitlarimda suçüstü yakalanmadim çünkü bana güveniyor, her dedigime inaniyordu. Evet?!. Belki simdi de... Neden olmasin; inanir inanir! Gecikmeye gelmez. Varsin, ‘Dedem yalanciymis,’ desin, küssün. Hiç degilse bu gerçegi söyleyip aklanmaliyim. Bakarsin buna da gözü kapali inanir. Sonra, sira anlattiklarimi düzeltmekte, beyninde yeserttigim katisik düsünceleri aritmakta. En önemli son görevim sanirim bu. Yerine getirmeden seni birakmam. Yildizlardan kesinlikle dilenmemeli. Anlattiklarimda yalanlanmasi gereken öyle çok sey var ki! Bir geceye sigdirabilsem. Zor. Benim için de zor, onun için de... Yalanlarimi ben de sevmisim. Yaziklanmamak gerçekten elde degil.

— Dede, bak... Çikmaya basladilar.

— Ben sana dememis miydim?

— Bak! Bak! Surada da var. Yasasin!


Söze yine yildizlardan baslamali. onlarin da yasami sürelidir, demeli. Pariltilari sonsuza dek sürmez, ölüm gökyüzünde de vardir; bunu bilmeli—Sonsuz sözcügünü kullanmasam?

— Suna bak dedecim, ne güzel parliyor. Yazik, sabahleyin yok olacak.

— Hayir, yok olmayacak. onu, biz göremeyecegiz. Anliyorsun degil mi? Yalnizca bize görünmeyecek. Gün agarinca yildizlar—

— Bos ver dede, nasil olsa yarin gece yeniden dogacaklar.

Günesten, aydan, gezegenlerden baslasam. Gece ile gündüzü anlatsam. Mevsimleri ögretsem, açiklasam. Sonra da sözü yildizlara getiririm. ‘Görünen parlakligi baska, gerçek parlakligi baskadir onlarin; ben kandim, sen kanma,’ derim. ‘Kimi isinir, büyür, parlaklasir, yillar sonra patlayarak yok olur. Kimi sogur, donuklasir, büzülür, bir gün söner. Iste yildizin ölümü. onlar uzaktan hostur. Kimi yakar, kimi dondurur. Kimi vardir görünmez, kimi yoktur görünür. Bunlari er geç ögreneceksin. Yer degistirmez sandigin Kuzey yildizina güvenme, Demirkazik deseler de kipir kipirdir o. Yildizlarin gerçegini sana aktarmaliyim. Inanacagin sekilde anlatacagim. Hiçbir seyi çarpitmadan. Dilerim, geç kalmamisimdir, basaririm. Yeni bir gökyüzü masali yaratip yildizlarin çekiminden seni kurtaracagim. Ileride, kendin degismeye çabalasan da o güne dek yeri doldurulmaz pek çok seyi yitirmis oldugunu anlar; durmadan yakinir, yerinir, zorlanirsin. Iste o an suçlayacak birilerini ararsin. Önce kendini sonra beni suçlarsin. Dahasi; bana küsmek isteyip de küsemezsen bil ki bunu önleyen sevgi, sevgi bir tanem.

— Ben yildizlar gibi olmak istemiyorum, dede. Gün agarirken yildizlar—

— Hah söyle... Istesen de olamazsin. Isimi kolaylastiracaga benziyorsun. Kutluyorum seni. Yildizlarla ilgili anlattiklarim var ya—

— Anlamadin dedecigim, anlamadin. Yine onlar gibi olacagim da tam öyle degil. Yok olacaksam geceleri yok olayim, diyecektim. Gündüzleri hoop yine çikayim. Bütün gece uyuyorum nasil olsa. Gündüzleri bol bol oynadiktan sonra—Ayy, bu dilegimi senden gizleyecektim, unuttum. Yasasin, bir tane daha buldum. Bu hepsinden güzel. Evet, evet!!! Inan dede, bu en son buldugum en!.. en!.. en!.. güzel. Bir kaysin öyle çok sevineceksin ki…

Olmadi. Yine olmadi. ona ölümden söz etmeliyim. Alistira, alistira. Bildigim ölçüde… Soru sormasa… Oysa ölümsüzlügü ne kolay anlattim. Dinlerken böylesine tat alacagini, böylesine hosnut olacagini hiç sanmiyordum. Hele ilk günlerde hiç ama hiç… Demek yalani bile istek uyandiracak denli güzel, demek o denli güçlü… onu ölümsüzlüge ne çabuk özendirdim.

— Dede, su kipirdadi! Dilese miydim?

Yildizlarin ölümlü oldugunu varsin daha bilmesin mi! Günün birinde nasil olsa ögrenecek. Saksidaki çiçekte, akvaryumdaki balikta; kusta, kedide… Insan demeye dilim varmiyor; ölümle her yerde tanisacak. Belki yarin, belki öbür gün. Ister istemez tanisacak. Ah, yildizlar... Düsleri gerçeklestirebileceginize birkaç yil daha inansin mi? Size özensin mi, torunum? Ölümlü oldugunuzu daha bilmesin mi! Ya dilekte bulunmaya alisir da umari sizde ararsa! Sizi güçlü sanip onda beklenti yaratirsaniz? Hayir. Belki de abartiyorum. Belki degil, çok abartiyorum. Tasam yersiz. Öykünme çabasinda. Bana düskünlügünden. Büyüsün unutur. Biricik ninemin yildiz oyunu biricik torunumla bitecek. Bosuna endiseleniyorum. Sezgimde yanilmiyorumdur? Dilerim yanilmiyorumdur. Dilerim...

—Dilerim, diye fisildadin!! Biri kaydi mi yoksa? Yetisemedim dede, öbürüne bakiyordum!!

— Dilerim , demedim. Seyy... Yani, dudaklarim oynamissa da… Neyse... Gözlerim yoruldu. Perdeyi kapatsak. Yemekte ne vardir, dersin? Kokusuna bakilirsa?.. Bence mis gibi—

— Koku moku yok, dede! Hem ben hiç acikmadim. Off, yine kaçirdim!! Oldu mu ya!..

Sik sik ovusturmasi gözlerinin kamastigini gösteriyordu. Oysa benimkiler nedense hiç... Gökyüzünü irili ufakli yildiz kümeleri doldurmustu. Göz kirpislariniza artik aldanmiyorum, bosuna yanip sönmeyin karsimda. ‘Yavrum diyecegim, ‘yildizlara sakin kanma.’ Söze böyle baslamali. Gördüklerimizin birçogu belki de çoktan yok olmustur. Bunu böylece demeli... Yok olsalar da bir süre daha varmis izlenimi verirler. Yillar önceki durumunu, yildizlarin geçmisini görüyoruz. Diyecegim, diyecegim de anlayamaz, üstelik inanmak istemez. Dedesi, degil gerçegi benimsemek, animsamak bile istemezken!

— Dayanamayacagim, kaymasini beklemeden dilesem olmaz mi, dede? Suna, su en parlagina. Bir kerecik de böyle dileyeyim. Bakarsin olur?

— Dile yavrum, öyle dile…

— Sen de dile ama. Sen tam dilerken ben—Sakin sorma, isteyecek yeni bir sey buldum, söylemem. Az öncekini bir sonrakinden dilerim. Ayip midir, suç mudur bilmiyorum ama, anlarsan ne olur bana kizma, dede. Suna. Suna dede... Bak, bak... Iste.

Yemege çagriliyordu. Oysa ikimizi birlikte çagirirlardi? Neyse… ‘Yataktan çiktigimi söyleme,’ diyecektim kosar adim gitti. ‘Iyi geceler,’demedi, demeyi unuttu. Alinmadim. Annene, babana da… Bagisladim seni ivecen çocuk, suçsuzsun ninem gibi. Sen de beni bagisla. Parlak yildizi unutmus gibiydin hizla kosarken... Nineme de kizamiyorum. Suradaki dedigin hangisiydi? Hani benim için bulup parmaginla gösterdigin. Hangisi? Hangisiydi o?

Los bir odadayim. Kalin perdeler yere degiyor. Yine açmamislar. Yine unutmuslar. Disarida saganak. Cama vuran dolu tanecikleri… Tipki dün. Simseklenen gökyüzü… Odanin bir çakista aydinlanmasi ardindan karanlik. Gürültülü karanlik. Bir yere düstügü kesin de nereye düstügünü bilemedigim yildirim. Bildigim, akip yok oldugun. Gök delindi. Oysa az önce... Beklenir miydi?!

Yorgani firlatip açtim. Kalkmaliyim. Seslerle yetinilmiyor. Böyle bir gece pencereden izlenmeye deger.

Altindan geçerken bir fiskede ampulü salindirdim. Görse, dedesiyle övünürdü. Simdi sira yildizlarda. Çikmislarsa? ‘Simsiki asili onlar, düser mi hiç,’ diye sizlanisi... Uyuyordur. Firtina uyandirmasa. Ya pencere önünde uyuyakaldiysa?! Olmadi degil. Kaç gece. Kaydi kayacak diye beklerken… Canim benim… Uyanip gelse. Gelse de öpsem, doyasiya koklasam. Odasina gitsem ya. Odalari bir bir dolassam. Herkesi kucaklasam… Öpsem… Doyamadim. Doyamadim. Kizsam da, gücensem de , ‘savsaklar,’ diye söylensem de hiçbirinize doyamadim. Karsi komsu, alt kattaki genç çift, gündelikçi kadin-kaç gündür gelmiyor–tokgözlü manav, su dagitan çocuk, yasli kasapla kizi, hani geçenlerde esini yitiren—Off… Daha niceleri… Tanidiklarim, tanimadiklarim. Hiçbirinize doyamadim. Sevenim, sevmeyenim; sevdigim, sevmedigim hepinizi simdiden öyle özledim ki... Perdelere, tüllere, pencereye, bardaga, sürahiye, 7,5 vatlik karpuzsuz ampule inan olsun doyamadim. Kullandiklarim, kullanmadiklarim; gördüklerim, görmediklerim; yasadiklarim, yasamadiklarim—Yataktan hiç çikmasa miydim? Yüzümü görmek istiyorum, özledim. Yüzüme doyamadim. Gözlerimi özledim. Isiltisina doyamadim. Hiçbir sey görünmüyor. Yüzüm?! Çizgili pijamam?! Neredesiniz!.. Sesim?! Sesime doyamadim. Sesim?! Yatmaktan usandigim oymali karyola, neredesin?! Perdeyi daha da açtim. Camda bos bir karyola. Içinde ben yokum. Içinde ben yoktum. Ayakucunda bir çift terlik?! Minicik?!. Simdi simdi animsiyorum: Dün, gün agarirken ölmüstüm. Tam, gün agarirken.


Seçkin GÜNDÜZ



Tan / seçkin gündüz, Ankara / 03 Eylül 2009, Perşembe



DÜN Seçkin GÜNDÜZ Isigi hiç söndürülmeyen oda. Gece gündüz yanan ciliz ampul. Günlerdir açilmayan, açilmasi unutulan perdeler. Tek parçali izlen

Eser Yorumları (1)

  1. avatar

    DÜN başlıklı bu esere ilk yorumu siz yazmak isterseniz lütfen aşağıdaki yorum alanına; adınızı, soyadınızı, verdiğiniz puanı ve eser hakkında düşündüklerinizi yazarak yorumu kaydet butonuna tıklayın. Yazdığınız yorum, editörlerimiz tarafından kontrol edilip onaylandıktan sonra eser altında yayına verilecektir...

Sizde Yorum Ekleyin

    Aynı Kategorideki Diğer Eserler

  1. BİLMEDİKLERİN

    BİLMEDİKLERİN Saçlarını sarıya boyattırdım. Gözleri yeşil diye evlenmiştim. Çocuğuma adını verdim. Resminin asılmasını yadırgamadılar. Azıcık gücendi sonra alıştı kaynanam. Çok güzelmiş diyor kayınbabam. Kızım da sevdi seni bilmeden. Bir ben alışamadım bir ben. O odaya. Herkesin sana bakmasına. Bu eve. Duvardaki sana. Bir ben alışamadım bir ben sana. Seçkin GÜNDÜZ...

    Devamını Oku


    SEVGİLİ ÖNBİLİCİ

    SEVGİLİ ÖNBİLİCİ Sevgili Önbilici, ‘O seni bir gün üzecek,’ diye sürekli uyarıyordun. Kızıp küsmüştüm sana. Üzdü. Ama ölerek. Bağışla , diyemiyorum . Yazdıklarımı da okuyamayacaksın , biliyorum. Yoksun. SEÇKİN GÜNDÜZ ...

    Devamını Oku


    KENDIM NERDESIN

    Içime sinmiyor bu yasananlar, gidecek bir yer kalmamis hiç bir yerde.. Korkular uzayip gidiyor uzun tüneller gibi.. Sanki... Sanki umutlarimin boyu kisaiyor da... içime sinmiyor iste. Içimde oysa diye baslayan, keskelere dönen binlerce sözcük dönüp duruyor. Kendime yazdigim mektuplar adresine ulasmiyor. Sesimin çiktiginca bagirmak istiyorum.. Kendim nerdesin..! Yüzümün bir yarisi digerini ariyor, geceye bulasmis nefes almalarim bu keskeler canimi acitiyor. Korkarim bir süre sonra bende aciyacak can kalmayacak... Durmus, bir bacanin gölgesind...

    Devamını Oku


    IÇIMDEKI BURUKLUK

    Üsüyordu karanlik gecenin sabahinda... Içinde anilardan kalan bir burukluk, Yüreginde gelecege yönelen umut... Islak gözleri mahrur,sordu içindeki yalnizligin sebebini... Bir cevap aradi kendini tatmin edercesine... Itirafi bu kadar zor olamazdi... Sessizce günese bakti penceresinden Ama bu bakis o eski bakismiydi? Hayatina isik saçan günes, Artik hiçbir sey ifade etmiyordu gözünde... GünEs gülümsemiyordu tum samimiyetiyle... Ya günes gibi dostlari..? Hayatinin vazgecilmez dostlari neredeydi? Bu düsünceler beynini kemiriyordu... ...

    Devamını Oku